Hüsnüyusufun Hüznühuruf Ağıdı
- Eray Yıldız
- 11 Tem 2024
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 13 Eki 2024
güzelliği yaldızladığın gecedir hüsnüyusuf
sinemde
geceleri güzellediğin yaldızdır hüznühuruf
suya nakşedildiğine inanmayan her yazgı
geçmektedir kör bıçak ağzından
göğüs sarkaç doludur, dembedem azalır balçık
yongası dökülen aynada madem çürür asa
gözler kapalı, zaman eski yazıtlarda merhem
kanlı duvaklar giydiğinde gök
ses kadim mi kalır derin mi kalır
o sâbâlı zeytin gölgeliği serin mi kalır
duymak yok, susamak yok, seyrânsız vadi
kapılar nasıl firkât nasıl vuslat
dindi yağmur, gayrı çıldırtmaz gök
hangi gömleği giydin de eğreti durmadı üstünde
kurt dişinden sonra
eğreti durdun da sakladın dağlarını içe gömleğin
yarandan süzülmüş süt değil
gözünün akında karıncalanan dün batımı
zeytin, dalında eski bir inanç büyütmüş
koynunda serçeler raksı
bu ıslak mavzerler, nasırlı kurşunlar, vitraylı kehkeşanlar
çatlarken o deli kısrakta
gecenden göçtü uyku kuşları
bir sapan namlusu doğruldu içine
kovulduysan bil, kor olduysan sön
düşünde bir ince lâle görmek isterdin
vişneli mermerlerde başını eğdin
evvelden konuşurdun rüyalarla
hasbahçeler içre Züleyha
sen, seni kaybettin
bu ağıttır kan tütsülü dehlizlerde:
güzelliğin yankılı yanında sen miydin incinen
incir mevsimlerinde duvaksız gelin
Comments